Ulusal Çevre Bilimleri Araştırma Dergisi https://ucbad.com/ucbad <p>UCBAD (Ulusal Çevre Bilimleri Araştırma Dergisi), su kirliliği, atık su kirliliği, hava kirliliği, katı atık yönetimi, biyoteknoloji, toprak kirliliği, yüzey ve yer altı suları, yenilenebilir enerji, enerji yönetimi, mikrobiyoloji, sürdürülebilirlik, atık geri kazanım ve dönüşüm, bulanık mantık ve yapay sinir ağları gibi birçok alanda çevre araştırmacıları için önde gelen bir dergidir.</p> <p>Dergi yüksek kaliteli makaleler için uygundur. Özellikle orijinal araştırmalar, üst seviye derleme makaleler ve kaliteli teknik notları yayınlamaktan memnuniyet duyarız.</p> Zeynep Cansu Ayturan tr-TR Ulusal Çevre Bilimleri Araştırma Dergisi 2636-7483 <p><a title="Açık Erişim" href="https://ucbad.com/open-access-journal"><strong>Lisans Şartlarına Açık Erişim Sayfamızdan Ulaşabilirsiniz.</strong></a></p> Engelli Turizm Potansiyelinin Değerlendirilmesi; Dünya ve Türkiye Örnekleri https://ucbad.com/ucbad/article/view/volume-3-issue-2-article-5 Turizm, kişilerin dinlenmek, eğlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla bir ülkede veya bir bölgede geçici konaklamalarla yapılan, kültürel ve ekonomik faaliyetlerin tümüne denir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 7 milyardan fazla olan dünya nüfusunun, 1 milyardan fazlasında çeşitli engellilik durumu bulunmaktadır. TÜİK verilerine göre Türkiye’de nüfusun yaklaşık 10 milyonu engelli bireylerden oluşmaktadır. Çağdaş toplumlarda, tüm bireyler, eşit olarak bu tür faaliyetlere katılma hakkına sahiptir. Küresel bir sektör olan turizmin, içinde yer alan “Engelli Turizm” kavramının gerek Dünya’da gerekse Türkiye’de ekonomik yönden güçlenmesi için gelişmeye ihtiyacı vardır. Bu çalışmada; engellilik sınıflandırılması, engelli turizminin ölçütleri, Dünya’daki ve Türkiye’deki engelli turizm potansiyel durumu incelenmiş ve öneriler getirilmiştir. Funda ÜNAL ANKAYA Bahriye GÜLGÜN ASLAN Telif Hakkı (c) 2020 UCBAD https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 2020-03-31 2020-03-31 3 2 52 57 Çevresel Mikroorganizmaların İmaj Analizi ile Tespiti https://ucbad.com/ucbad/article/view/volume-3-issue-2-article-4 Çevresel mikroorganizmalar, doğal (göller, akarsular, denizler, hava, toprak vs) ve yapay (askıda ve bağlı büyümeli biyolojik reaktörler, oksidasyon havuzları, yapay sulak alanlar vs), ortamlarda bulunan, çevresel açıdan önemli, çıplak gözle görülemeyen mikroskobik canlılardır. Çevresel mikroorganizmaların sınıflandırılması çevresel kalitenin izlenmesi ve biyolojik reaktörlerin işletilmesinde çok önemli olmaktadır. Ancak, mevcut manuel yöntemlerle mikrobiyolojik analizler oldukça zaman alıcı, zahmetli ve pahalı olmaktadır. Son yıllarda optik ve yazılım teknolojisindeki hızlı gelişmeler bakteri ve protozoa gibi küçük canlıların (0,1-100 µm) mikroskoplar yardımıyla hızlı olarak tanısına ve sayılmasına kavramsal olarak imkân tanımıştır. Dijital imaj prosesleme olarak bilinen bu yeni sınıflandırma teknolojisinde öncelikle olarak mikroorganizmaların olarak tercihan uygun bir boyar madde ile boyaması yapılarak mikroskop ile görüntüsü çekilir, Daha sonra bu görüntü morfolojik olarak işlenerek bilgisayarın hafızasına alınır. Mevcut olan işlenmiş görüntülerle karşılaştırma yapılarak mikroorganizmanın tanısı gerçekleştirilir. Bu çalışmada çok üzün süreler alan zahmetli klasik yöntemler ve pahalı olan moleküler mikroorganizma tayin yöntemlerine kıyasla avantajlı görülen imaj prosesleme yöntemi kavramsal olarak anlatılmış ve yapılan sınırlı çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Alper ALVER Emine BAŞTÜRK Mustafa IŞIK Telif Hakkı (c) 2020 UCBAD https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 2020-03-31 2020-03-31 3 2 58 67 Madencilikte Sürdürülebilir Rehabilitasyon Yaklaşımı: Lusatia Linyit Havzası Deneyimi https://ucbad.com/ucbad/article/view/volume-3-issue-2-article-3 Global ölçekte ekonomik büyüme ve buna eşlik ve materyal kullanımı düzenli artış göstermektedir. Bu durum madencilik, çevresel etkileri ve rehabilitasyon faaliyetinin boyut ve öneminin giderek artan biçimde devam etmesi anlamına gelmektedir. Madenlerin rehabilitasyonu sürdürülebilir kalkınma kapsamında ele alınabilir. Maden ocakları çevresel varlıklar üzerinde önemli etkiye sahiptir. Madencilik faaliyeti sırasında arazi formları ve ekosistem servisleri bozulmaya uğrar. Doğaya yeniden kazandırma ile çevresel bozulma minimize edilirken bozulan arazinin ekolojik olarak verimli biçime dönüşümü amaçlanır. Rehabilitasyon uygulamasıyla madencilik çevrimi boyunca yeniden oluşan ekosistem servislerinden ve nihai kullanım biçiminden sağlanan toplumsal fayda akımları sürekli artış gösterir. Olumsuz çevresel etkilerin minimize edilmesinin yanı sıra mümkün olduğunca yüksek düzeyde çevresel aktif ve ekosistem faydası yaratılmaktadır. Madencilik zaman boyutu içinde sınırlı bir faaliyettir. Buna karşın rehabilitasyon faaliyeti ile çevresel, ekonomik ve sosyal faydanın, kapanmadan sonraki dönemde de sürdürülmesi sağlanır. Dolayısıyla, maden sahalarının rehabilitasyonu toplumsal kaynakların dönem içi ve dönemler arasında etkin dağılımı açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada önce maden sahalarının rehabilitasyonu ve sürdürülebilir kalkınma kavramları birbiriyle ilişkili olarak kuramsal olarak ele alınmaktadır. Daha sonra Doğu Almanya’daki Lusatia linyit bölgesindeki rehabilitasyon deneyimi incelenmektedir. Lusatia havzasında büyük ölçekli kömür madenciliği yine büyük ölçekli ve entegre bir ‘su yönetimine’ dayalı rehabilitasyon faaliyeti ile eş zamanlı olarak yürütülmektedir. Lusatia deneyimi sürdürülebilir rehabilitasyon için eşsiz bir örnek oluşturmaktadır. Alper DEMİRBUGAN Telif Hakkı (c) 2020 UCBAD https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 2020-03-31 2020-03-31 3 2 68 73 Atriplex canescens ve Kochia prostrata’nın Yaprak ve Dalındaki Kimyasal İçeriğinin Karşılaştırılması https://ucbad.com/ucbad/article/view/volume-3-issue-2-article-6 Türkiye’nin birçok merası aşırı otlatma ve toprak erozyonu nedeniyle bitki örtüsü yok olmuştur veya zayıf bir vejetasyona sahiptir. Bunlara ek olarak, İç Anadolu Bölgesindeki meralarda birçok otsu bitki türü bulunmakta ve bu bitki türlerinin kaliteleri kuru yem periyodunda (diğer bir değişle, Haziran ile Ağustos arasında) azalmaktadır. Bu yüzden, bu yem bitkilerini ruminantlar otlayamamaktadır. Bu sebeple, küçükbaş ruminantlar yeteriz beslenme ve açlıktan sıkıntı çekmektedirler. Çalı yem bitkileri, kuru yem periyodunda küçükbaş hayvanlar için önemli bir yem kaynağıdır. Yem bitkilerinin besin elementi ve protein içeriğini anlamak, mera ıslahında ilerlemede ve genetik ıslahta potansiyel olarak yeni kapı açabilir. Bu sebeple, son derecede önemli çalı yem bitkileri olan Atriplex canescens (Pursh) Nutt ve Kochia prostrata (L.) Schrad [Syn. Bassia prostrata (L.) A.J. Scott]’nın kuru yem periyodunda yem bitkisi olarak kalitesini belirlemek amacıyla, yaprak ve dallarındaki kimyasal içeriği kıyaslamak bu çalışmanın hedefidir. Çalışmada A. canescens ve K. prostrata’nın yaprağındaki ham protein oranı sırasıyla %15.01 ve %12.93 olarak bulunurken dalındaki ham protein oranı ise % 5.14 ve % 7.16 olarak tayin edilmiştir. A. canescens ve K. prostrata’ nın yapraktaki Ca içeriği sırasıyla % 1.55 ve % 1.91; K içeriği ise sırasıyla % 1.45 ve % 1,61 olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda K. prostrata ve A. canescens’in protein oranı hariç dallarındaki besin elementleri içeriği yapraklardan daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamıza konu olan iki çalı yem bitkisi kuru yem periyodunda sahip oldukları besin maddeleri ile ilgili Orta Anadolu meraları için önem arz ettiği sonucuna varılmıştır. Nur KOC Ayşegül KORKMAZ Kamer GÜLCAN Pamela ARACENA SANTOS Telif Hakkı (c) 2020 UCBAD https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 2020-03-31 2020-03-31 3 2 74 82 Yangında Açığa Çıkan Gazların, İnsan Sağlığına Vereceği Zararın Engellenmesi https://ucbad.com/ucbad/article/view/volume-3-issue-2-article-2 <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;">Yapılarda kullanılan ve her mekânda farklılık gösteren yapı ürünlerinin yanması sonucu açığa çıkan gazların insan sağlığı üzerinde olumsuz yönde etkileri bulunmaktadır. Yapı ürünleri, çoğunlukla proje mimarı tarafından tasarım aşamasında belirlenmektedir. Ürünlerin doğru seçimi için proje tasarımcılarının bu konuda bilinçli davranması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; yanma sonucu açığa çıkan çeşitli gazların neden olduğu zehirlenme ya da ölümlerin en aza indirgenmesi için uygun olan ürünlerin hangi tür mekânlarda ve hangi koşullarda nasıl kullanılması gerektiği konusunda alınması gerekli önlemleri kapsamlı bir şekilde anlatmak, tasarımcı ve uygulamacılara rehber olmaktır. Çalışmada; ürünlerden açığa çıkan gazların cinsi, insan vücudunun buna tepkisi ve bu ürünlerin özellikle yangına tepki ve direnç performansları ayrıntılı olarak incelenmektedir.<br /></p><p></p> Funda KÖK Telif Hakkı (c) 2020 UCBAD https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 2020-03-31 2020-03-31 3 2 83 94 Fırat-Dicle Havza Koruma Eylem Planı Çerçevesinde Kentsel Atıksu Arıtma Tesisinin Karasu Nehrinin Su Kalitesi Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi https://ucbad.com/ucbad/article/view/volume-3-issue-2-article-1 <p class="MsoNormal" style="margin:0in 0in 8pt;line-height:16.866666793823242px;font-size:11pt;font-family:Calibri, sans-serif;text-align:justify;">Bu çalışmada, Fırat-Dicle havzasının bir alt havzası olan Karasu havzasında Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi (AB SÇD) uyum sürecinde ülkemizde başlatılan Havza Koruma Eylem Planlarının (HKEP) ilki olan kentsel atıksu yönetiminin Erzurum ili sınırlarında doğan Karasu Nehri’nin su kalitesi üzerinde etkisi incelenmiştir. Erzurum ili kentsel atıksuları 2016 yılına kadar arıtılmadan Karasu Nehri’ne deşarj edilmekteydi ve havzada su kalitesi izleme çalışmaları DSİ tarafından yürütülmekteydi. 2016 yılından itibaren Erzurum AAT’nin devreye alınması ile Erzurum ili kentsel atıksuları arıtılarak Pulur Çayının Karasu nehrine döküldüğü noktanın hemen üzerinde tek bir noktadan deşarj edilmeye başlanmıştır. Çalışma kapsamında DSİ tarafından Karasu Nehri üzerinde ve Karasu Nehri’nin kollarından olan Pulur Çayı üzerinde bulunan istasyonlardan alınan numune analiz sonuçları, Erzurum AAT giriş ve çıkış sularının analiz sonuçları ve bu tez kapsamında Karasu Nehri, Pulur Çayı ve arıtma tesisi deşarj noktası aşağısından alınmış numunelerin analiz sonuçları değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda kentsel atıksuların AAT’nde BOİ5, KOİ, AKM, TN gibi ana kirlilik parametrelerinde %90’ın üzerinde bir verimle arıtıldıktan sonra Karasu’ya deşarj edilmesinin nehir su kalitesini korumaya yardımcı olduğu görülmüş, su kalitesinin korunması için atıksu arıtma tesislerinin gerekliliği vurgulanmıştır.<br /></p><p></p> Zeynep EREN Fatih KAYA Telif Hakkı (c) 2020 UCBAD https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 2020-03-31 2020-03-31 3 2 95 109